Neden Adayım?
Yeni Parti Aydın İl Başkanlığına adaylığımı açıklarken bunu yalnızca bir kongrede görev talep etmek olarak görmediğimi söyledim. Çünkü önümüzdeki kongrenin kimin il başkanı olacağından daha büyük bir anlam taşıdığına inanıyorum.
Biz yeni bir partinin ilk örgütünü kuruyoruz. Bugün vereceğimiz kararlar, oluşturacağımız gelenekler, birbirimizle kuracağımız ilişki ve siyaseti yapma biçimimiz yarının Yeni Parti'sini şekillendirecek. O nedenle benim için asıl mesele, il başkanının kim olacağından önce nasıl bir il örgütümüz olacağıdır.
Yeni Parti kolay bir dönemin ürünü olarak ortaya çıkmadı. Siyasetin giderek daraldığı, demokratik alanların baskı altında olduğu, insanların gelecek konusunda kaygı duyduğu bir zamanda; bütün baskılara ve ablukalara rağmen geri çekilmeyen bir iradeden doğdu. Bir anlamda küllerinden yeniden doğan Anka gibi, yaşananlardan yeni bir başlangıç çıkardı.
Ama yeni olmak, yalnızca yeni bir tabela asmakla mümkün değil.
Eğer Türkiye'de siyasetin değişmesini istiyorsak, kendi siyaset yapma biçimimizi de değiştirmeliyiz.
Parti programımız siyaseti, dar kadroların mesleği olarak değil, insanların ortak geleceğini birlikte kurduğu bir katılım alanı olarak tarif ediyor. Siyasi partilerin şeffaf, katılımcı, hesap verebilir ve demokratik olması gerektiğini açıkça söylüyor. Ben bu yaklaşımın yalnızca Türkiye için hazırladığımız bir iktidar programında kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Savunduğumuz değerleri önce kendi örgütümüzde yaşatabilmeliyiz.
Önümüzde bunun için çok önemli bir fırsat var.
Yeni Parti'de üyelerin ilçe başkanını, il başkanını ve genel başkanını doğrudan seçebildiği bir örgüt modeline gidiyoruz. Bunun değerini küçümsememek gerekiyor. Yıllardır parti içi demokrasi konuşulan bir ülkede üyeye gerçek anlamda söz ve karar hakkı vermek, bana göre başlı başına demokratik bir devrimdir.
Fakat sandığı üyenin önüne koymak tek başına yetmez.
Üye yalnızca seçim günü hatırlanıyorsa, toplantılarda konuşuyor ama karar süreçlerinde yer alamıyorsa, eleştirdiğinde sorun çıkaran kişi olarak görülüyorsa orada eksik bir şey vardır. Demokrasi sadece oy vermek değildir. Nitekim parti programımız da demokrasiyi yurttaşın özgürce söz söylemesi, yönetime katılması, denetlemesi ve yönetenlerin hesap vermesi üzerinden tanımlıyor.
Ben aynı anlayışın Aydın örgütünde de karşılık bulmasını istiyorum.
İl başkanlığı, üyelerin yalnızca çağrıldığında geldiği bir yer olmamalı. İlçelerin üzerinde duran değil, ilçelerle beraber çalışan; talimat veren değil, önce dinleyen bir yapı kurmalıyız. Bir üyemiz il başkanıyla aynı düşünmediğinde kendisini dışarıda hissetmemeli. Eleştiri sadakatsizlik olarak görülmemeli. Tam tersine, farklı düşünceleri aynı masada tutabilmek güçlü bir örgütün göstergesidir.
Çünkü çoğulculuk bizim açımızdan tahammül edilmesi gereken bir durum değil, demokrasinin kendisidir. Parti programımız da farklılıkları tehdit olarak değil demokratik toplumun temeli olarak görüyor.
Aydın'da kurmak istediğim örgüt kültürünün önemli taraflarından biri de bu.
İnsanların birbirinin arkasından değil, birbirinin karşısında konuşabildiği bir örgüt istiyorum. İl yönetiminde alınan önemli kararların gerekçelerinin bilindiği, ilçelerin düşüncelerinin gerçekten dikkate alındığı, üyelerin bilgiye ulaşabildiği bir yapıdan söz ediyorum.
Şeffaflık bizim için başkalarından talep ettiğimiz bir ilke olamaz. Önce kendimizden başlamalıyız.
Aynı şey liyakat için de geçerli.
Bir insanın kime yakın olduğuna değil, ne yaptığına bakmalıyız. Çalışanın, emek verenin, mahallesinde insanlara dokunanın, seçim zamanı gece gündüz mücadele edenin, partiye yeni fikir ve yeni insanlar kazandıranın emeği görülmeli. Görevler dostlukların karşılığı değil, sorumluluğu taşıyabilecek insanların üstlendiği işler olmalı. Parti programımız kamusal yönetimde liyakati, eşitliği ve objektif ölçütleri esas alıyor. Bunu kendi örgüt hayatımızdan ayrı düşünemeyiz.
Bir başka meselemiz gençler ve kadınlar.
Onları konuşmalarımızda geleceğimiz olarak tarif edip karar masalarında yeterince yer açmıyorsak bir çelişki var demektir. Gençlere “biraz daha bekle”, kadınlara “sırası gelecek” diyen bir siyaset anlayışıyla yeni bir şey kurulamaz. Parti programımız kadınların ve gençlerin siyasette eşit temsilini açık bir hedef olarak ortaya koyuyor. Aydın'da bunu kâğıt üzerinde bırakmayan bir örgüt yapısının oluşması gerektiğine inanıyorum.
Bütün bunları söylerken örgütü yalnızca kendi içine konuşan bir yapı olarak da görmüyorum.
Aydın'ın konuşulması gereken gerçek meseleleri var. Çiftçinin, esnafın, işçinin, emeklinin, öğrencinin, iş arayan gencin derdi var. Köylerin başka, kent merkezlerinin başka sorunları var. Efeler'den Kuşadası'na, Nazilli'den Söke'ye, Çine'den Didim'e kadar her ilçenin kendi gündemi bulunuyor.
İl örgütü bunları uzaktan izleyemez.
Yeni Parti'nin Aydın'daki kapısı yalnızca üyelerine değil; derdini anlatmak isteyen çiftçiye, hakkını arayan işçiye, üreticiye, esnafa, kadınlara, gençlere, meslek örgütlerine, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine ve bu şehir için söyleyecek sözü olan herkese açık olmalı. Parti programımızın aktif yurttaşlık anlayışı da insanların yalnızca seçimlerde oy kullanmasını değil, ekonomik, sosyal, kültürel ve yerel karar süreçlerine katılmasını esas alıyor.
Ben örgütçülüğü böyle anlıyorum.
Örgütçülük, kaç kişinin telefonunun rehberimizde kayıtlı olduğu değildir. İnsanları yalnızca toplantıya çağırmak da değildir. Örgütçülük; dinlemek, insanları birbirine bağlamak, yeni insanlara alan açmak, sorun olduğunda orada olmak ve ortak bir amaç etrafında birlikte hareket edebilme duygusunu yaratmaktır.
İl başkanı da örgütün sahibi değildir.
İl başkanı, o örgütün kendisine belirli bir süre için verdiği sorumluluğu taşıyan kişidir. Üyesinden hesap sorabildiği kadar, hatta ondan önce, üyesine hesap verebilmelidir.
Benim adaylığımın temelinde tam olarak bu anlayış var.
Yeni Parti'nin programında emeği koruyan, adaleti ve dayanışmayı güçlendiren, insan haklarını güvence altına alan, sosyal devlet ve katılımcı demokrasiye dayanan bir siyasal anlayış tarif ediliyor. Cumhuriyet ise her kuşağın özgürlük, eşitlik ve adaletle geliştirmesi gereken canlı bir toplumsal sözleşme olarak görülüyor. Bunların her birini önemsiyorum. Ama bunları yalnızca konuşmak yetmez. Aydın'da insanların hayatına dokunan, sahada karşılığı olan bir siyasete dönüştürmek zorundayız.
Bunun kolay olduğunu da düşünmüyorum.
Zaman zaman farklı düşüneceğiz. Tartışacağız. Hata da yapacağız. Önemli olan, farklılıklarımız ortaya çıktığında birbirimizi tasfiye etmek yerine konuşabilmek; hata yaptığımızda savunmaya geçmek yerine bunu kabul edebilmek. Yeni bir siyasi kültürden söz ediyorsak bunun gereğini önce kendimiz yerine getirmeliyiz.
Ben kusursuz bir örgüt vadetmiyorum.
Ama kapısı açık bir il başkanlığı, sözü dinlenen bir üye, emeğin karşılığını bulduğu bir örgüt, hesap verebilen bir yönetim ve Aydın'ın bütün ilçelerinde sürekli çalışan bir siyasi yapı kurmak için elimden gelen bütün emeği ortaya koyacağımı söylüyorum.
Çünkü benim için bu adaylık bir makam meselesi değil.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, “Yeni Parti Aydın'da kurulurken biz nasıl bir örgüt bıraktık?” sorusuna vereceğimiz cevap meselesi.
Ben cevabımızın; demokratik, güçlü, çalışkan, adil, birbirine güvenen ve Aydın'ın her köşesinde karşılığı olan bir örgüt olmasını istiyorum.
Bu nedenle Yeni Parti Aydın İl Başkanlığına adayım.
Kendim için bir yer açmak için değil, daha fazla insanın siyasette kendisine yer bulabileceği bir örgüt kurmak için.
Şimdi söz üyelerimizin.